Evvel zaman içinde, küçük bir köyün yamacında annesiyle yaşayan Keloğlan varmış. Evleri küçücükmüş ama bacasından çıkan duman hep sıcak kokarmış. Annesi bir sabah eski bakır tası eline alıp Keloğlan’a seslenmiş:
“Oğlum, bugün çorbamız için mercimek almamız gerek. Ama dikkat et, torbanın ağzını sıkı bağla.”
Keloğlan başını sallamış, yamalı heybesini omzuna atmış ve köy yoluna düşmüş. Pazara varınca yaşlı bir amcadan bir avuç mercimek almış. Amca, mercimekleri küçük bez torbaya koyarken gülümsemiş.
“Bu mercimekler bereketlidir evlat. Ama bereket, dikkat edenin evinde kalır.”
Keloğlan “Merak etmeyin amca,” demiş. “Ben dikkatli yürürüm.”
Fakat dönüş yolunda bir serçe önüne konmuş. Serçe öyle tatlı ötüyormuş ki Keloğlan onu dinlemek için durup durmuş. Sonra dere kenarında suyun şırıltısına dalmış. Ardından bulutların şekline bakmış.
Eve vardığında annesi torbayı açmış, bir de ne görsün? Torbanın dibinde yalnızca üç mercimek kalmış.
Keloğlan gözlerini büyütmüş. “Ana, ben onları yemedim. Mercimekler kendi kendine kaçmış olmalı.”
Annesi kızmamış. Sadece torbanın kenarındaki küçük deliği göstermiş. “Bak oğlum, bazen kayıp dediğimiz şey, dikkatsizliğimizden dökülür gider.”
Keloğlan çok utanmış. Hemen yola geri dönmüş. Dere kenarında, taşların arasında, patikanın kıyısında dökülen mercimekleri toplamaya başlamış. Her mercimeği alırken kendi kendine mırıldanmış:
“Biri dikkat için, biri emek için, biri de annemin çorbası için.”
Tam eve dönecekken yerde minicik bir karınca görmüş. Karınca, bir mercimeği sırtına almış götürmeye çalışıyormuş. Keloğlan eğilip karıncaya bakmış.
“O benim mercimeğim,” demiş önce. Sonra karıncanın küçücük haline bakıp gülümsemiş. “Ama sen de evine aş götürüyorsun.”
Keloğlan o mercimeği karıncaya bırakmış. Eve döndüğünde torbası yine tam dolu değilmiş ama gönlü doluymuş. Annesi mercimekleri tencereye koymuş, çorba az olmuş ama kokusu bütün evi sarmış.
O gece Keloğlan çorbasını içerken annesi sormuş:
“Bugün ne öğrendin oğlum?”
Keloğlan kaşığını bırakmış ve usulca cevap vermiş:
“Dikkat etmezsem elimdekini kaybederim; paylaşmazsam gönlüm küçülür.”
