Bir varmış bir yokmuş… Güneşin her sabah altın gibi doğduğu, çiçeklerin rengârenk açtığı yemyeşil bir kırda pek çok küçük canlı birlikte yaşarmış. Bu kırın en neşeli sesi, kanatlarını titreterek şarkılar söyleyen ağustos böceğiymiş. Sabah olur olmaz bir dala konar, melodiler söyler, esintiye eşlik eder, bütün gününü şarkılar ve sohbetlerle geçirirmiş.
Ona göre yaz hiç bitmeyecek kadar uzun, hava hep sıcak kalacak kadar güzelmiş. Çalışmak yerine gökyüzünü seyretmeyi, papatyaların arasında dolaşmayı ve arkadaşlarına konser vermeyi çok severmiş.
Aynı kırda yaşayan karıncalar ise bambaşka bir hayat sürüyormuş. Gün doğmadan yuvalarından çıkar, küçük ama güçlü adımlarla buğday taneleri, kuru yaprak parçaları ve tohumlar toplarlarmış. Her biri taşıyabileceğinden daha büyük yükleri sabırla yuvalarına götürürmüş.
Bir gün ağustos böceği merakla onların yanına gitmiş.
"Bu kadar güzel bir havada neden hiç dinlenmiyorsunuz?" diye sormuş.
Karıncalardan biri gülümseyerek cevap vermiş.
"Bugün çalışırsak yarın rahat ederiz. Yaz sonsuza kadar sürmez."
Ağustos böceği kahkaha atmış.
"Kış gelinceye kadar daha çok zaman var. Şimdiden yorulmaya gerek yok."
Sonra yine en sevdiği dala çıkmış, neşeli şarkılar söylemeye devam etmiş.
Yaz Günleri Hızla Geçmeye Başladı Haftalar birbirini kovalamış. Ağaçların yaprakları yavaş yavaş sararmaya başlamış. Sabahları serin rüzgârlar esiyor, güneş artık eskisi kadar sıcak hissettirmiyormuş.
Karıncalar hiç durmadan çalışmaya devam etmiş. Yuvaları artık birbirinden farklı tohumlarla dolmuş. Her gün biraz daha hazırlıklı hâle gelmişler.
Ağustos böceği ise değişen havayı fark etse de bunu önemsememiş.
"Bugün de şarkı söylerim. Yarın bakarım." diyerek günlerini geçirmiş.
Soğuk Kış Kapıyı Çaldığında Bir sabah uyandığında her yer bembeyazmış. İnce kar taneleri toprağı örtmüş, çiçekler kaybolmuş, dallar çıplak kalmış.
Ağustos böceği yiyecek aramaya çıkmış ama bulduğu hiçbir şey olmamış. Yaz boyunca kolayca ulaştığı tohumlar karın altında kalmış.
Üşümeye başlamış.
Kanatları artık eskisi kadar güçlü çırpınmıyormuş.
Açlığı her geçen gün biraz daha artmış.
En sonunda karıncaların yuvasının kapısını çalmaya karar vermiş.
Kapıyı açan karınca onu görünce şaşırmış.
"Hoş geldin dostum. Seni buraya getiren nedir?" diye sormuş.
Ağustos böceği mahcup bir sesle konuşmuş.
"Yaz boyunca hep eğlendim. Şimdi yiyeceğim de kalmadı. Bana yardım eder misiniz?"
Karıncanın Cevabı Karınca kısa bir süre düşünmüş.
"Biz bütün yaz çalışırken seni defalarca çağırmıştık. Sen ise sadece şarkı söylemeyi seçtin."
Ağustos böceği başını önüne eğmiş.
"Haklısın. Keşke zamanı daha iyi değerlendirseydim."
Karınca arkadaşlarına dönmüş. Bir süre kendi aralarında konuştuktan sonra küçük bir yiyecek sepeti hazırlamışlar.
"Bu kez sana yardım edeceğiz. Ama gelecek yaz birlikte çalışırsan kış geldiğinde kimseye ihtiyaç duymazsın."
Ağustos böceğinin gözleri parlamış.
"Söz veriyorum. Bundan sonra sadece bugünü değil, yarını da düşüneceğim."
O günden sonra yaz geldiğinde şarkı söylemeyi bırakmamış. Fakat artık her gün belirli saatlerde karıncalarla birlikte yiyecek toplamayı da ihmal etmemiş.
Böylece hem neşesini korumuş hem de emeğin değerini öğrenmiş.
Bu Masaldan Çocuklar Ne Öğrenebilir? Masalın verdiği mesaj yalnızca "çalışmak" değildir. Çocuklar aynı zamanda zamanı planlamayı, sorumluluk almayı ve yaptığı seçimlerin geleceği etkileyebileceğini fark eder. Hikâyedeki ağustos böceği hata yapar, hatasını kabul eder ve değişmeye karar verir. Bu yönüyle çocuklara gelişmenin her zaman mümkün olduğunu gösterir.