Ormanın kenarında, yosunlarla çevrili küçük bir yuvada Pamuk adında minik bir tavşan yaşardı. Kulakları uzun, burnu kıpır kıpır, patileri ise her zaman zıplamaya hazırdı.
Pamuk gündüzleri havuç tarlasında koşar, kelebekleri izler, yaprakların arasından geçen uğur böceklerine yol verirdi.
Ama akşam olduğunda küçük bir sorunu vardı.
Uyku yolunu bir türlü bulamıyordu.
Annesi ona her gece aynı şeyi söylerdi:
“Uyku yolu sessiz başlar, yavaş adımlarla ilerler.”
Pamuk bunu denerdi. Önce gözlerini kapatır, sonra hemen açardı.
“Anne, sessiz başladım ama uykum gelmedi.”
Annesi gülümserdi.
“Çünkü uyku yolu koşarak bulunmaz, yavrum.”
O gece Pamuk karar verdi. Uyku yolunu kendisi arayacaktı. Yuvanın kapısından dışarı baktı. Orman karanlık değildi; sadece gündüzden daha yavaştı.
İlk olarak yaşlı kaplumbağanın yanına gitti.
“Kaplumbağa dede, uyku yolu nerede?”
Kaplumbağa başını ağır ağır kaldırdı.
“Uyku yolu kabuğumun üstünden geçmez,” dedi. “Ama sana ilk adımı söyleyebilirim: Aceleyi bırak.”
Pamuk biraz düşündü. O gün ne kadar çok zıpladığını hatırladı. Patilerini yere koydu ve ilk kez zıplamadan yürüdü.
Sonra baykuşun ağacına uğradı.
“Baykuş teyze, uyku yolu nerede?”
Baykuş kanatlarını kapattı.
“Uyku yolu gözlerin çok meraklıyken görünmez,” dedi. “İkinci adım: Bakmayı azalt, dinlemeyi çoğalt.”
Pamuk kulaklarını dikti. Rüzgârın yapraklarla konuştuğunu duydu. Uzakta suyun taşlara usulca değdiğini işitti. Kendi nefesini bile duymaya başladı.
Biraz daha yürüdü. Bu kez minicik bir kirpiyle karşılaştı. Kirpi, yaprakların altında kıvrılmıştı.
“Kirpi kardeş, uyku yolunu biliyor musun?”
Kirpi gözlerini araladı.
“Ben her gece aynı şeyi yaparım,” dedi. “Sevdiğim yaprağı yanıma alırım, kendimi güvende hissederim, sonra geceyi dinlerim.”
Pamuk bunu duyunca evdeki yumuşak havuç desenli battaniyesini hatırladı.
Birden annesini özledi.
Yavaş yavaş yuvasına döndü. Bu kez koşmadı. Patileri toprağa hafifçe değdi. Burnu daha az kıpırdadı. Kulakları geceyi dinledi.
Annesi kapıda bekliyordu.
“Uyku yolunu buldun mu?” diye sordu.
Pamuk battaniyesinin altına girdi.
“Galiba yol dışarıda değilmiş,” dedi. “Yavaşlayınca içimde açılmış.”
Annesi onu alnından öptü.
Pamuk gözlerini kapattı. Bu kez hemen açmadı. Kaplumbağanın aceleyi bırak sözünü, baykuşun dinlemeyi çoğalt öğüdünü, kirpinin güvenli yaprağını düşündü.
Düşünceler küçüldü. Sesler yumuşadı. Battaniye ısındı.
Pamuk o gece uyku yolunu buldu.
Hem de hiç zıplamadan.